15 Mayıs 2013 Çarşamba

Apolitik Gençlik, Futbol, Seks, Terör ve 1982 Anayasası Üzerine

Dün akşam berbere girdim. Saçlarım epey uzamıştı. Malum berber koltuğunda otururken insanın çenesinin açılacağı tutar. Berberler iyi laf cambazıdır aslında. Adamına göre politika, futbol, sanat, astronomi konuşabilirler. Bizim berber Mustafa abi de aynen böyle bir insandır. Berberlikteki 30 yılını salt saç ve sakal kesme üzerine değil de biraz da insanlarla sohbet ederek geçirmiştir. Onun koltuğuna oturup 1-2 kelam ettikten sonra sizin ilgi alanınızı anlar ve o konuda muhabbet etmeye başlar... Benden önce Rizeli, başbakanın köyünden olduğunu defalarca vurgulayan ve iktidar partisini öve öve bitiremeyen üniversite son sınıf öğrencisi bir arkadaşı traş ediyordu. Ben de o sırada elimde yüksek tirajlı bir gazetede yazanları okuyordum. Haberlerin çoğunluğu genellikle Fenerbahçe ve Galatasaray arasında oynanan (el sikko) derbi ile alakalıydı. Raul Meireles Sabri'ye sikini göstermiş, Sabri Volkan'ın ensesinden tutmuş, Emre Belözoğlu Galatasaray yedek kulübesine ana avrat sövmüş falanda filan... Maç ve maç dışı olaylarla ilgili baya bir ayrıntı mevcuttu yani. Her neyse berber Mustafa abi müşterisi ile sürekli derbi maçı ile ilgili konular soruyordu ve konuşuyordu. Bir ara konu kızlara kaydı. Yeni nesil taş gibiymiş. Kızlar kendilerine bakmayı biliyormuş. Cumartesi gecesi (Reyhanlı'daki patlamanın olduğu gün) bardan kaldırıp yediği hatunu anlatıyordu. (ki ben bu kısma zerre inanmadım, hikayede çok büyük tutarsızlıklar vardı) Sonra muhabbet futbol ile birleşti ve Galatasarayı evire çevire nasıl si... pardon yendiklerini anlattı. Fenerbahçe Galatasaray'ın ebedi kocasıymış. Analarının bir yeri artık evirip çevire si... pardon yenilmekten nasıl kocamanmış falan da filan da... Her neyse bir ara baktım ki muhabbet seks ve futbol ile birleşerek şu anda adını taktığım seksbola dönüşüverdi. Açıkçası bir erkek olarak muhabbetten midem bulandı. Mustafa abi de artık susmuştu ve iğrenç şekilde konuşan bu lavuk bebeyi ekmek parası yüzünden traş etmekle meşguldu. En sonunda dayanamayıp soruverdim. "Kardeş cumartesi günü reyhanlı'da patlama oldu. Resmi kayıtlara göre 50 kişi, resmi olmayan kayıtlara göre yaklaşık 200 kişi öldü. Bir o kadar da yaralı var haberin var mı?" Traş olan çocuk birden bire durdu ve "valla aabi hiç haberim yok ya ciddi misin?" diyiverdi. Az önce iktidar partisini ve yaptıklarını bir bir anlatıp aslında politikayla arasının iyi olduğu izlenimi veren çocuk birden susuverdi. Ben de dedim "e yayın yasağı var duymazsın tabi. Ama biraz araştırsan karşına çıkardı." Çocuk sustu. Bir daha konuşmadı. Traşı da bitmişti zaten. Mustafa abi parasını aldı. Hayırlı günler dilediler. Atarlı genç suratıma bakıp bir kelime bile söylemeden kendisine diziler tarafından öğretilmiş çok delikanlı ve atarlı hareketlerle berber dükkanını terketti. Kapıyı da açık bıraktı. Orospunun evladı... Daha sonra Mustafa abi bana "valla iyi söyledin Özgür ağzına sağlık" dedi. Mustafa abi ile ben de çok muhabbet ettim. Kaç yıllık berberim. Düşüncelerimiz ve kafa yapımız birbirine zıttır. İşin ilginci o da başbakanla hemşeridir. Kendisini de pek sever. Ama sanırsam birinin doğru söylediği zaman ona katılmayı bilmesi hayatın ona getirdiği olgunluktan kaynaklanmaktadır. Dünyada ne kadar insan varsa o bir o kadar da farklı düşünce sistemi vardır. Nitekim insan beyni düşünmeye hayvanlarınkinden daha elverişlidir. Ben Türkiye'de hiç bir siyasi oluşuma kendimi yakın görmeyen bir insanım. Ama düşünüp mantıklı şeyler söyleyen canım gibi sevdiğim çok zıt düşüncede arkadaşlarım var. Kendilerine saygı duyuyorum ve onlarla sohbet ederken büyük zevk alıyorum. Zaten sırf fikir ayrılığı yüzünden bir insanı sevmemek bana hep saçma gelmiştir. 2-3 gündür ara sıra Facebook olsun, haberler olsun, bloglar olsun, twitter olsun sürekli geziniyorum. Yahu amerika'da bostonda patlatılan bombada tepki gösteren insanların Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük terör eyleminden haberleri yok! Neden böyle? Nedeni basittir. Yazının can sıkıcı tarafına geldik. Çünkü biraz politik ve hukuki cevap vererek anca bu nedeni açıklayabileceğim. Kısa cevap:1982 Anayasası. Yani günümüz Türkiye'sinin böyle rezil ve kepaze olmasına, diktatörler iktidarların ve baskıcı rejimlerin kurulmasına ön ayak olan 1982 Anayasasının ürünüdür bugünün umursamaz ergen piçleri. Çünkü 1982 Anayasası her şeyi yasaklamıştır. Üniversitelerde siyasi kollektiflerin ve düşünce kulüplerinin, öğrenci birliklerinin önüne geçmiştir. Basını, yayını yasaklamıştır. İnsanımızı siyasi düşünceden ve terminolojiden uzak tutmuştur. Darbe sonrası seks sinemaları deli gibi çoğalmış, magazin hepimizin evine o zaman girmiştir. Amerikan menşelidir. ABD'de Nixon döneminde hükümet ayaklanmalardan dolayı rahat hareket edemeyince insanları magazine boğmuştur. Marilyn Monroe'nin bacakları o zaman açılmış, Andy Warhol o zaman "bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak" demiştir. Bundan yıllar sonra Türkiye 70 ve 80 dönemindeki CIA destekli iç savaşından sonra ortalığı yatıştırmak için bol miktarda magazini kullanmış, bunu da gene CIA katkılı Abd aromalı 1982 Anayasası sayesinde yapmıştır. Siyasi yasakların dışında 1982'den sonra daha da artan diğer yasaklarla beraber toplum tümden kör olmuştur. Günümüzde şu yazının bile başıma bir sürü dert açacağı aşikardır. Hatta siyasi şeylerle ilgilenmek can sıkıcı olmuştur. Ağzına ingiliz atının siki kaçmış bazı arkadaşlarımızın deyimiyle hiç cool bişii deıldır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de magazinin yanında daha sonraları türeyen akımlar da insanımızın siyasetten ve gerçek hayattan uzaklaşmasına neden olmuştur. E haliyle ülkemizin kafası boş dalyarrak genç nesillerinin ilgi alanına maalesef insanlarımızın saçma sapan bir sebepten geberip gitmesi değil de, derbide çıkan olaylar, twitter'de seviştiğini ima eden kızlar, partilerde kopuş ve futbol girmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder