28 Ocak 2014 Salı

25 - 26 Ocak 2014 Uludağ Nowil Varyant (Ayı İni) Çıkışı - Faaliyet Raporudur

İçkim nadirdir, sigaram hiç yok. Belki başka şeylere bağımlıyım ama farkında değilim. Ama farkında olup da kopamadığım, sevdiğim ve pek ilgi gösteremediğim diğer bağımlılığım doğa benim. Doğadan kopmamaya gayret göstermeye kendimizce çalışıyoruz. Neyse haftalardır eşşek gibi çalışmaktan yorulmuştum. Şehir de insanlar da trafik de her sik geriyor beni. Çarşamba günü Melike aradı, "Kenan abiler hafta sonu dağa gidiyorlarmış" diye. Aradım hemen "ben de geleyim abi noolur" dedim. "olur gel" dediler. Cuma akşam 2 saat uyuyup gece yola çıktım. Dudullu'dan saat 04.00 otobüsüyle Bursa'ya gittim. Yol arkadaşım Sebahattin abi idi. Sabah saat 06:30 da Bursa'ya vardım. Sebahattin abi ile Bursa Otogar'dan 38 numaralı belediye otobüsüne binip Heykel Durağı'nda indik. Balibey Hamamının orada yer alan bu duraktan yukarı doğru çıkıp Uludağ minibüslerinin olduğu yere gittik. Minibüsler sabah 07.00 da kalkmaya başlıyormuş Uludağ'a. Neyse Kenan abileri beklerken gidip çorba içtik. Hazırlıklarımızı yaptık. 08:45 de Kenan abi ve eşi Tülay abla da geldi. Malzeme taksimini yapıp minibüslere bindik. Uludağ'a doğru yola çıktık. Kampımızı oteller bölgesine yakın, motoryolu üzerine kurduk. Ama pişman olduk. Her şeyi kendilerine hizmet olarak gören iğrenç ve zengin turist tayfası bizleri kendileri için yaratılmış maymun zannedip kabuklu yemiş bile attılar, bazı bazı fotoğrafımızı bile çektiler. Tabi ki bu kısım abartıydı canım. Dağcılığa alışmamış ülkemiz insanı. Öyle merak edip fotoğrafımızı çektiler işte. Neyse, çadırları kurup bir şeyler atıştırdıktan sonra yola çıktık. Yanıma Demirkazık Faaliyetindeki zaafımı hatırlayıp kendimi idare edecek kadar yiyecek aldım. Bir de kazma, krampon ve kaskımı da yanıma aldım. 3K kuralına ölümüne bağlıyım. Bir de 2K kuralım var, karanlıkla kalabalığa çıkmam ama o başka bir yazının konusu. Neyse, Uludağ Kuşaklıkaya mevkiinde bir telesiyej kulübesinin içine girip, Erol abi ile tanıştık. Kahve içtik, muhabbet ettik. Biraz ısınıp dinlendikten sonra geçen yılbaşında girdiğimiz Novil rotasının paraleline girdik. Aslında amacımız biraz gezmekti ve rotalara bakmaktı. Yanımıza ip almadık ama "hazır gelmişken girek rotalara" diyip girdik. Kar yumuşaktı, buz tutmamıştı. Çünkü havalar pek soğuk değildi bu kış. Tehlikeli bir tırmanıştı. Kar buz ve kaya karışık bir rota idi. Kramponumu taktım ama yer yer sıkıntı da yarattı bana. Kenan abi ile Tülay abla krampon almamışlardı. Sebahattin abi ile iz açtık. Ben öncüydüm. Rotayı bitirdim ve arkadan gelenleri beklemeye başladım. Ama ilk çıkan genelde daha rahat çıktığından arkamda basılacak iz kalmamıştı. Çünkü gerek ağırlığımdan gerekse karın yumuşak olmasından dolayı arkadan gelenler epey zorluk çekti. İp ihtiyacımız doğdu ama ip almamıştık. Bir ara en kötü senaryoya bile hazırladık kendimizi ama tam o anda herkes rotayı sağ sağlim bitirdi. Uludağ'ın en kötü yanı sistir. Sağı solu göremezsin. Eğer yön duygun zayıfsa kaybolursun. 20 metre önünde hep beyaz bir duvar olur ulaşamadığın. Tam da öyle oldu zaten. O siste hiçbir şeyi göremedik ama yön duygumuzla pek emin olmadan kamp alanını bulduk. Bakanlığın misafirhanesinde yemeğimizi yedikten sonra çadırlara gidip camış gibi uyuduk. Daha doğrusu uyudum. Diğerleri pek uyuyamadı. Sabah 8 gibi kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra tekrar yürüyüşe çıktık ama fırtına ve sisten dolayı geri döndük. Çadırları toplayıp geldiğimiz gibi Bursa'ya döndük. Bursa otogara saat 16:00 gibi geldim ama pazar akşamı olduğundan otobüs bulamadım. Yalova Seyahat'in Harem otobüsünde kah şöförün yanındaki basamakta kah orta kapı basamağında otura otura İstanbul'a kadar geldim 20 TL'ye. Aşağıda daha detaylı bir rapor da var, http://www.sakaryadagcilik.org/2014/01/uludag-ve-nowil-varyant-ayi-ini-cikisi-raporu/ Güzel bir faaliyeti gene de.

2014

Siz gerçekten Akp'nin Kızılcıhamam'da oturup kızlı erkekli evler hakkında kafa yorduğunu düşünmüyorsunuz değil mi? Biraz geçmişe bakın, neler göreceksiniz... Uludere katliamından sonra ne dedi başbakan? Kürtaj. Barış süreci boyunca pkk hükümeti alenen tehdit etti, haberlerde gündem neydi? Alkol yasağı. Gezi Parkı sürecinde medyada yer yerinden oynarken hükümet ne yaptı? Esad'ı devirmek için El Kaide temsilcileriyle bir araya gelindi, hatta çöl hanzoları "istediğimizi vermezseniz daha çok Reyhanlı patlaması yaşarsınız" diye tehdit bile etti. Biraz kafayı çalıştırırsanız, başbakan ne zaman böyle şeyler dile getirse, bu memlekette üstü kapalı birçok şeyin halktan gizli yapıldığını görürsünüz. Acaba arkasından ne çıkacak bu kızlı-erkeklinin.

89879889. Geleneksel Ayaz Övme Şenlikleri

Geleneksel ayaz övme etkinlikleri başlamış. Herkes memleketin aslında sizin memleketten ne kadar soğuk olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bir İzmirli hiç düşünmeden gözünü karartıp Sivaslıya dalıyor bizimkisi daha soğuk diye. Beriki Eskişehirli çılgınca Erzurumlu ile aşık atıyor "abi bize doğalgaz 700 geliyordu" diye. Lan hakikaten bizim insanımızda hiç düşünce yok gerçekten. Siyasi parti TUTARKEN de böyle takım TUTARKEN de. Her şeye aynı kafayla bakıyoruz. Gene de Konya'nın soğuğu fecidir hacı. Kar bile yağmış. Hava durumundan önce Instagram'da gördüm ben de.

Bu Millet İstedikten Sonra Tabi ki Fişlemeler Olacak

"sosyal demokrat, olumsuz. acilen çıkartılmalı" Ulan mağduruz da mağduruz diye yıllardır ağladınız. Mhp'lisi geldi sosyal demokratı ezdi, Chp'lisi geldi sosyal demokratı ezdi, dincisi geldi gene sosyal demokratı ezdi. Ama sorsan sosyal demokratlar hepinizi ezdi. Ruhi Su'ya cenaze töreni bile yaptırmadınız be! İki kelam doğru yazı yazan gazeteciyi bombaladınız. Devleti çeteler yönetirken sesiniz çıkmazdı, ses çıkartanları ise öldürülmelerinden yıllar sonra kullandınız. Her gün ayrı bir pisliğiniz ortaya çıkıyor. Ya faili meçhul cinayetleriniz, ya seks kasetleriniz ya da soygunlarınız ve daha neler neler... Ama sorsak hepiniz cennetliksiniz, oysa sosyal demokratlar kafir ve cehennemlik. Koşa koşa gidecem lan o cehenneme!

O Tırlar Boy Boy, Götünüze Girecek Cemaat Kovboy

http://www.odatv.com/n.php?n=ihh-yardim-tirinda-silah-yakalandi-0101141200 Müslüman hükümetimiz müslüman müslümanı daha iyi (vahşice) öldürsün diye el kaide bağlantılı öso'ya İHH kanalıyla (güya insanı yardımlaşma vakfı, hani ara sıra size masumca mesaj atan kurum) silah yardımı yapıyor. Ne ilginçtir ki cemaatle hülümet kavga etmese haberimiz bile olmayacak bu olaydan. Her neyse, başbakanın tosunu mitçiler tabi ki tırın aranmasına izin vermiyor. Önce "devlet sırrıdır aratmayız" diyorlar, sonra "yardım malzemesi vardı." diye geçiştiriliyor. Ulan madem yardım malzemesi vardı, ne diye aratmıyorsun? Oraya savcı geliyor arama yapmak için, ona da mani oluyorsun. Hem yargının işine karışıyorsun, hem de alenen silah yardımı yaptığını beceriksizliğin yüzünden gizleyemiyorsun bile. Hatırlatma: Zamanında bitirdiğiniz tsk da güya vatanseverlerle, reislerle falan güneydoğuda terör örgütleriyle kardeş kardeş silah ve uyuşturucu kaçakçılığı yapıyordu güle oynaya. Bu arada unutmayın, bu kadar silahı gönderdiğiniz o teröristler mermileri esad'a değil 12-13 yaşında kandırılmış, eline yalandan keleş verilmiş ufacık çocukların kafalarına sıkacaklar. O tırın içinde eğer kimyasal silahlar varsa, onlar da halkın üstüne atılacak. Hani Hiroşima'da, Felluce'de, Filistin'de veya dünyanın herhangi bir yerinde şansız şekilde yanlış yerlerde doğmaktan başka suçu olmayan insanların üstüne atılacak bombalar. Neyse bu millet istedikten sonra tabi ki silah kaçakçılığı da olacak, savaş suçu da işlenecek...

Tayyip Allah LEN!!!

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/akpli-vekil-basbakan-allahin-tum-vasiflarini-uzerinde-toplayan-bir-lider-haberi-86 "Biatsa biat, itaatse itaat sözü her şeyi açıklıyor." demiştim. Hayır, bu haberi görünce anladım ki açıklamıyor. Adamlar Tayyibi direkt Allah olarak görüyor. Sen hala demokrasi de, insan hakları de. Bunun için mücadele et, "darbeci, ergenekoncu kafir" diye konuşsunlar arkandan... İnsanca yaşamak için siktir olup gitmek lazım bazen bu ülkeden. Hiçbir umudum yok açıkçası.

Sikin Geri Kalanını da Tutarken

Yargıtay şike davasında cezaları onadı. Şimdi "yok fener kesin lig düşer, vay Aziz hapse girer" tartışmaları tüm ana akım medyada yer alacak. Tabi bu sırada HSYK yönetmeliği, Adli Kolluk yönetmeliği ve daha bir sürü mevzuat Tayyip'in istek ve doğrultularında cayır cayır meclisten geçecek. Siz o ses Türkiye ya da sülümanı izleyedurun. Zaten hiç birşeyden haberiniz olmayacak.

Uzun Cümlelerden Hazzetmiyorum

Bugün elime bir iddianame geçti. Yaklaşık 2 sayfa ama koca 2 sayfalık iddianame yalnızca 3 cümleden ibaret. Kanunlar ve yönetmelikler de öyle zaten. Gerek hukuk eğitimi gerek meslek yaşantısı gereği sürekli uzun uzun cümleler kurup uzun uzun cümleler okuyoruz. Sonra neden hukukçular konuşunca hiç birşey anlaşılmıyor neden cümlelerimizin sonu gelmiyor. Gelmez tabi lan. Biz mi istedik böyle sıkıcı sıkıcı gözü başı ayrı konuşmayı? Biz de dertliyiz abi. "Nitekim, hakeza, bilmukabele, vs" bağlaçlarıyla 35 cümleyi tek cümleye toplamak iyi hukukçuluk sayılıyor memlekette. Sonra okuduğumuzu da anlayamıyoz hem. O değil de kendi yazdığım uzun cümleler dışında, uzun cümleleri okuyamıyorum da anlayamıyorum da lan.

Yatak Lobisi ve Ertelemeci Cehape Zihniyeti

Bu sabah zar zor uyandım ve işe geç kaldım. Ama bu gelişen ve hizmet için bu yola baş koymuş uluslararası alanda adeta bir güç haline gelmiş Özgür'e yapılan bir komplodur. Yatak lobisinin işidir. Darbeci vesayetçi cehape zihniyeti ise alarmımı yıllarca erteledi. Ama biz buna dur dedik ve demeye devam edeceğiz! Dik durayım da eğilmeyeyim. Sırtım ağrıyordu zaar.

Katliam Yasası

Geçen gün tam da yazımda paylaştığım gibi siz sülümanı ve aziz yıldırım haberlerini tartışırken süper bir faşizm yasası (torba yasa) Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Bu onaylanan yasa ise artık tam olarak akp'nin faşizmini temelli gösteriyor. Yeni çıkan yasaya göre bir doktor eylemlerde yaralanmış birine acil müdahalede bulunacaksa önce bakanlığın onayı alınacak. Yani hangi siyasi görüşten olursan ol misal ekmek almaya giderken kafana mermi yedin, acil müdahalede bulunmaları için bakanlıktan onay bekleyeceksin ve bu sırada tabi ki geberip gideceksin. Gezi parkı olayları sırasında hükümete yakın hastanelerin ambulans göndermediğini, acile gelen hastaların geri çevrildiği haberlerini hatırlarsınız. Bu düzenleme ile akp faşizmini daha da gösterdi. Polisin insanları kafasına göre deyim yerinde ise katletmesine izin veriyor. Bana şu dakikadan sonra kimse "ama ekonomi iyi, ama müslümanız, mağduruz" demesin. Akp resmen nazileri aratmayacak bir düzenlemeyi geçirdi. Artık buna destek veren de her kim olursa olsun gözü dönmüş katildir benim gözümde. Haberlerin tabi ki Türk medyasında çıkmasına imkan yok. 1-2 sağlık ve yaşam köşesinde meyve suyu tarifinin altında "kaçak doktorlara son" şeklinde sunulmuş. Alın size bağımsız linkler; http://m.aljazeera.com/story/2014118135840694702 http://rt.com/news/turkey-health-ban-aid-850/

Uğurlar Olsun...

Uğurlar olsun... Devletin mit ve emniyet aracılığıyla pkk'yı nasıl desteklediğini belgeleriyle ortaya döken, devletin maşası askeri Savcı Baki Tuğ'a hiç kimsenin sormaya cesaret edemediği "apoyu neden saldın" diye soran, akabinde öldürülen ve Savcı baki tuğ'un da "Uğur Mumcu, mit ve pkk arasındaki bağlantıyı çözmüştü, birkaç güne de tekrar görüşecektik, kısmet olmadı" dediği büyük yazar Uğur Mumcu katledileli 21 yıl oldu. http://www.odatv.com/n.php?n=ugur-mumcuyu-anlamak-icin-bu-yazdiklarini-bilmek-gerekir--2401141200

Eğitimde Reform Olmadan Demokrasi Nah Gelir

Bir gün bir tırmanışta çadırda sohbet ederken bir abimiz "Bir ülkede merminin adresi tektir, kim sıkarsa sıksın, o merminin kaynağı devlettir." demişti. Yerinde ve doğru bir söylemdi. Şimdi Mhp Esenyurt Seçim Merkezi'ne yapılan silahlı saldırıyı düşünüyorum da, aklıma gerek Hrant Dink suikasti, Uğur Mumcu suikasti ya da daha bir çok olayda gerçekleşen eylemler geliyor. Hepsinin arkasında ister o mermiyi x görüşlü ister y görüşlü çıksın, biraz eşeleyince karşımıza paralel terörist yani devletin kirli işleri çıkıyor. Bu noktayı biraz daha eşelemeye çalışan ya kafasına mermi yiyor, ya da biraz daha şanslı ve güçlü ise sürgün ediliyor. Deyim yerindeyse seçim arefesinde zaten ortalık karışıkken yapılan bir provokasyon hareketi olduğu bariz olan bu saldırıyı yapanlara bin türlü lanet olsun. Mermiyi sıkan da sıktıran da bu ülkeye demokrasi gelmeden hep baki kalacak. Ölenler ise öldüğüyle kalıp, yalnızca cenazesinde hayatlarında göremediği saygıyı görecekler. 1 sene sonra ise unutulup gidecekler. Eğitim reformu olmadan demokrasi olmaz.

22 Ocak 2014 Çarşamba

Yazar Sorusu

"Üretmek için mi okursun yoksa kendini geliştirmek için mi?" 1. Üretmek için 2. Kendime bir şeyler katabilmek için. Cevabın eğer sadece 1 ise, kusura bakma dostum iyi bir yazar olamazsın.

Baba

Yaşın olmuş 37, çocuğuna çok güzel hikaye anlatıyor, anlatırken sen de keyifleniyorsun. çocuğunda babasının hikayelerine hasta... Hep anlatsın istiyor küçük. "baba" diyor, bana büyüyünce de böyle hikayeler anlatacak mısın? Sen sert, kendinden emin, "büyüyünce sana hikayeleri kitaplar anlatacak." Çocuğunun kitap sevgisine işte böyle alıştırıyorsun, ve o çocuk senin de sayende gerçekten büyür bir yazar olacak...

İnsan

Yııl olmuş 2019, Dünya yok olmuş ama uzaylılar da bir tek seni kaçırabilmişler canlı olarak. Sormuşlar “insan nedir?”, Sen de diyorsun ki “biz dünyada böceğinden balığına, geyiğinden kedisine tek bir canlı türüydük. Ama zamanla aramızdan birilerinin psikolojisi bozuldu. Onlara insan dedik.”