14 Mart 2010 Pazar

Sinirliyiz Kardeşim...

Mazhar Fuat Özkan'ın "Mazeretim var, asabiyim ben." şarkısını dinliyordum. Kendime ara sıra böyle bir mazeret bulasım geliyor. Ama abiler bulmuş bulacağını. Onlar buldu şarkı yaptı, prim yaptı.. Ya biz? Öyle kaldık. Mazeretim var asabiyim kardeşim ondan dolayı kaldık.. Her neyse.. Niye asabisin? Neyin var? diye soracak olursanız ki biliyorum sormazsınız, niye merak edesiniz, ben gene de her zamanki gibi gevezelik yapar konuşurum nedenini anlatırım merak etmeseniz bile.

Siyaset mi yazacağım ne yazacağım karar veremedim, zaten oturup depresyon tüccarı kızlar gibi "hmmmfs bugün edith piaf'ın kaldırım serçeleriyle ilgili bir depresyonik yazılar yazıp ağlayım" moduna giren bir adam değilim. Ben düz adamım. Hatta düz adamlar içinde en düz adamım. Dümdüz adamım. Mesela ben her şeyi poşette taşırım. Yüzüklerin efendisi serisinde ilk filmdeki gri gandalf'a bile "düz gandalf" diyecek bir adamımdır. İngilizceyi derdimi anlatacak kadar bilirim. Bir turiste sorulan "are you sex?" misali gibi. Velhasılkelam demirel siyasette olsa hala ona oy veririm. Binaaleyh derim ama manasını bilmem. Neyse..

Nihat Genç vari sinirli bir uslupla yazmaya başlıyorum..
Sürekli iktidardan şikayet ediyoruz.. Ama hiç düşündünüz mü biz kimiz??
Biz erkeğinden kızına, yaşlısından gencine yıllarca çapulculuğu örnek alıp güvenilmez olmayı, tercih edilmez olmayı tercih ettik..
Kızlarımızdan tutun erkeklerimize, gencisinden yaşlısına güvenilmez olmayı, hin olmayı, yalan söyleyip, söz verip tutmamayı kendimize adet belledik.
Sürekli arkadan konuştuk, sürekli insanları tipine göre, parasına göre, götüne göre, memesine göre sevdik. Piç tiplerle çıkan kızları eleştirirken, motor kızları hayal ettik..

Peki ya sorarım size, bizim gibilerin iktidar yaptığı parti nasıl olacak?
Allah aşkına sakın kendinizi bütünden ayırmaya kalkmayın. Aabi ben öyle değilim demeyin..
Biz yoldan çoktan çıktık, dizilerde okuyanlarla dalga geçiliyordu, biz okullarımızda okurken okuyanlarla dalga geçtik.
Profesörlerle alay ettik, erasmusa gelen kızlara sarktık, ilk okuldan beri çalışkanlara inek dedik..

Peki ya neyiz ? Biz değil miydik aslında içten içe sınıfın en çalışkanına ilk okulda aşık olan?
Biz değil miydik yiyip içip sıçtıktan sonra "çok vakit kaybettik" diye hayıflanan?
Biz değil miydik ayrıldıktan sonra "orospuymuş, piçmiş beni kandırmış" diyen ve biz değil miydik her terkettiğimizin arkasından üzülen?

Ben siyasetle ilgili konuşmadan önce, kişisel gelişimini tamamlamış insan mı var karşımda yoksa lavuk mu diye bakarım.. Kusura bakmayın da, yüzde 47 değil, yüzde 90 lavuğuz aslında..

Önce bir kendimize bakalım, bilerek yanlış yapmayalım, artık anlayalım güvenilmez olmanın aslında çekici olmadığını ve güvenilmez olmanın örnek olunmaması gerektiğini..

İlişkiler hakkında da yazarım sorun değil, önemli olan kişiliktir.
Halk kişilik sahibi olursa, iktidar da olur.

Dedelerimiz neden çok süper adamlar ve babanelerimiz, ananalerimiz neden pamuk gibidir şimdi anladınız mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder