1 Temmuz 2013 Pazartesi

Sivas Katliamı ve Arkasındakiler

Bugünün Sivas'daki Madımak katliamının yıl dönümü olduğunu bilmeyen yoktur aranızda. Herkesin kullandığı klasik laflardan ziyade olaya bir de başka açıdan bakmanız gerektiğini hatırlatacağım. O gün katliamı yapanlar, oteli yakanlar yakalandı (ki hepsi değil, 3-5 tane figüran) yargılandı ve zaman aşımından serbest bırakıldı. Peki ya o oteli yaktıranlar? Dönemin bakanları ve başbakanı kimdi? Mehmet Ağar ismini hatırlayanınız var mı? Her türlü cinayet, katliam ve suikast düzenleyicisi, uyuşturucu ve silah kaçakçılarının bir numaralı dostu, aklınıza gelebilecek her türlü pis işi yapan mafyaların devlet babası. Başbakan tansu çiller'in kankası. Bu yıl Akp sayesinde kendisi de 5 ay göstermelik otel odası gibi odasında hapis yattıktan sonra tahliye edildi. Akp güya vicdanını temizledi. Açıkçası veli küçük ve mehmet ağar içeri alındığında içimde biraz da olsa akp'ye karşı sempati beslemiştim ne yalan söyleyeyim. Gel gelelim katliamı yapanları yargılamaya gücü hala yetemeyen yargı organına. Yargının bugün tamamen bağımlı hale geldiğini söylüyoruz. Peki ya önceden de böyle değil miydi? Ne Tansu Çiller döneminde, ne Ecevit koalisyonu sırasında ne de Akp döneminde bu oteli yakan katilleri yargılamaya kimsenin gücü yetebildi mi? Olay yalnızca masum halkın dini duyguları mıydı yoksa bu işi de tertipleyenler oldu mu? Bu yargılamayı yapmaya hiç bir hükümetin gücü yetemedi. Akp'nin bile. O yüzden dava zamanaşımına uğrayınca başbakanın omuzlarından bir yük kalktı ve "herkese hayırlı olsun" dedi hayatında belki 3 defa sergilediği güler yüzüyle. Peki bu davada yargılananların avukatları ne oldu dersiniz? 8 tanesi milletvekili oldu, 2 tanesi Anayasa Mahkemesi'ne atandı. Daha bir çok önemli kuruma yerleşenler de cabası. Peki oteli yakıp müslümanlığa sığınanlar? Adam yakmanın nesi müslümanlık? Karşı çıkanlar olacaktır "ama aziz nesin şöyle böyle dedi" diye. Aziz Nesin o dönem 80 yaşında kafası gitmiş bir ihtiyardı. Kışkırtıcı sözlerine riayet edilmemesi gereken bir bunak haline zaten gelmişti. Hakikaten dini duyguları hassas olan insanları tahrik eden konuşmalar sergilemişti. Ama bu yüzden 37 tane insanı cayır cayır yakmak hangi vicdanın orantısına sığar, hangi kutsal kitapta ve islamın hangi emirlerinde yer alır? Netice olarak bakıyorum da ülkemizde ne adalet var, ne insanlık, ne müslümanlık. Ne de vicdan... Daha Sivas gibi niceleri, Reyhanlı gibi Uludere gibi, verdiğimiz şehitler gibi niceleri yaşandı ve yaşanacak... İyiden iyiye umutsuzum ve her şeyin daha kötüye gideceğini düşünüyorum hala. Ve tek çarem bunun sorumlusu insanları elimden bir şey gelmediği için Allah'a havale etmek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder