Vakt-i zamanında msn live spaces yeni çıkmıştı. Yıl 2003-2004... hey gidi.. Orayı günlük gibi blog gibi kullanırdım. Daha böyle şeyler yaygın değildi.. Torrent teknolojisi daha yeni çıkmıştı.. Lisedeydim, kimse okumazdı. Kız arkadaşım vardı. Zorla okuturdum. Ya da zorla okuttuğumu sanırdım. Çok matah şeyler yazdığımı sanardım. Aslında bir sik yazmadım. Sanırsam en son öss ye girecektim de Fikret Bila'nın bir yazısını oraya copy paste edip (kopyala yapıştır demek öz türkçede) bir daha yazmamak üzere çıkmıştım. Efenim aradan 4 sene geçti. Kaldığım yerden devam edeyim.
Ben üniversiteyi kazanmadım. Tuttu. Çünkü özel bir üniversite de okuyorum. Özel üniversite kazanılmaz, tutar.
Hazırlık okudum 1 sene. Sonra bölüme geçtim. Bölüm mü? Evet öyle bir bölüm ki kalanım hakikaten sıfır. (ulen ne espiri yaptım hey gidi, iç ve dış temsilciliklerde neşe ile kutlanır bu espiri) Ha evet bölüm hukuk. Sanırsam çıkınca avukat olacağım. Zor. İlk seneler zordu. Şimdi almak istediğim derslerim var. Onları geçiyorum çatır çutur. İlk sene aldığım hayat bilgisi kıvamında dersler ise hala verilmemiş vaziyette arkamdan ağlar.
Hayatımda bir şeyler değişti mi değişmedi mi? Bilmiyorum inanın.. Delirdim biraz, duruldum biraz. Akıllanıyorum. Anamı babamı daha iyi anlıyorum, seviyorum. 5 yıl önce sırtımı yasladığım ailem sırtını yaslamak için beni beklemekte ve ben artık "memleketime dönüyorum" değil, "memlekete bir uğrayıp geleceğim" diyorum. İstanbul'a dönüyorum. İstanbul iyidir. Öğrenciliği burada benim gibi yaşayan adamlar ilerde umarım çılgın adamlara döner başarılı olur. Benim umudum var. Çok şükür ailemin gücü de var. Hukuk bürosuna gidip geliyorum. Isınıyoruz mesleğe...
Neyse şimdi akademik hayat kastırmayalım şuraya. Ben aslında geyik adamımdır. Geyik yazarım, geyik yaparım. "geyik yapmak allaha masustur" diyecek kadar iğrenç espirilerim vardır. Uzun süreli ilişkim olmuyor mesela. Niye ? Nerde arıza var gidip buluyorum. Geçen sülo dediydi bana "len nerde arızalı gız var gidip buluyon, şöyle düzgünü yok mu sorunsuz depresyonda olmayan neşeli bi cıvır çevrende?" diyor. Cevap veriyorum. Var süleyman. Var da ben biraz odunum ortağım. Bu cevap yetti sanırsam.
İnsanın arkadaş çevresi geniş olunca, sosyal olunca, haftanın neredeyse her gecesi kalmaya gideceğin arkadaşların olunca sanırsam sevgili müessesine ihtiyacı olmuyor insanın. Ama şöyle olsa iyisinden yanağına ekmek bile banar yerim. Keza yemişliğim var. Lavaş bandım bir defa sevgilimin suratına, sonra ayranla katık ettim. Koca lavaşı yidim.
Ben yerken konsantre olurum. Bitirdim kafayı kaldırdım baktım. Kız donmuş, şaşırmış, bana bakıyor. "yanaama lavaş bandım ıman tanrıım" didi. "öldürdük mü len" didim. Alışamadı bana. İyi de oldu. Özgür adamım ben.
Bu arada kendimi tanıtayım. Ben ailesi memur olan (dohturlar) bir ailenin çocuğuyum. Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde (patlıcanlı kebabı ile ünlüdür, belki lavaşla bir alakası olabilir) aileme göre erken, bana göre zamanında bir doğum gerçekleştirdim. 8 ay idealdi. Ben ana temayı anladım orada. Daha fazla kalmaya ihtiyaç duymadım. İçerlerde bir yerlere not düşmüş olmalıyım ki benden 12 sene sonra doğan kardeşimde o vakitler doğdu. Gene kardeşime göre zamanında ama aileme göre erkendi. Her neyse. Kardeşimi çok severim. Adı Gülin.
Urfadan gerisini yazmayacağım şimdilik. Doğduğumla bırakacağım. Beni buralara kadar ananem, konya, süleyman ve babam getirdi. Annem pamuk gibi bir insandır, çok meşguldü ama dohtur olunca. Süleyman dostumdur. Hatta o kadar yakınızdır ki bir gün.... neyse vaz geçtim. Anılar bana kalsın. (ulan hemen fesatlığa yordunuz di mi anımı ibneler, oysa yalnızca romantikti..)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder