29 Mart 2011 Salı

Çevreyi Katletme Tatmini

Ne Facebook'da not ne de blogda yazıyı kafamda planlamam. Birden bire yazarım. O an aklıma gelir o an yazmaya başlarım. Genelde yazış tarzım serttir. Yer yer uyarı alırım. Ama sert yazmak da başbakanın dediği gibi bir hitabet tarzıdır. Afedersiniz ama çevreyi katleden yavşaklara hiç bir zaman rica minnet etmeyeceğim!!!!



Malum Japonya'da ki depremden sonra Fukuşima Nükleer Santralinde olanları tüm dünya duydu. Bi biz duymadık. Millet olarak Kah İbrahim Tatlıses'in kurşunlanmasını irdeledik, kah futbola kaptırdık, kah onu bunu ettik işte. Daha fazla örnek gelmiyor aklıma ama siz doldurun boşlukları. Biz gerizekalıca vakit kaybederken diğer dünya ülkeleri ne yaptı? Almanya nükleer santralleri ilk önce durdurdu sonra birini en minimal seviyede kullanıma açtı, Rusya tüm santrallerinde güvenlik kontrolu yapmaya başladı, o kalitesiz mal üretir dandiktir dediğiniz Çin güvenlik amacı ile en iyi şekilde santrallerini taramaya başladı. Avrupa'da çoğu ülkede havadaki radyasyon oranı ölçüldü ve dün İspanya'ya radyoaktif bulutların gelmesi ile bu oranın ciddi şekilde insan sağlığına zararlı olarak arttığı tespit edildi. İsviçre'de kriz masası oluşturuldu ve sağlıl alanında bir sürü önlem alındı.



Peki ya Türkiye'de ne oldu?

Önce başbakan "evinizde tüp bulundurmayın o da tehlikeli" diyerek 8 yaşında çocuğun etmeyeceği beyanatlarda bulundu daha sonra işi "televizyon da radrasyon yayıyor" a getirdi.



Yandaş basın "aslında yediğimiz içtiğimiz her şeyde zaten radyasyon var ki fazlasından bir şey olmaz" metinleri altında bir sürü yazı yazdı. Hatta yandaş basının hava durumlarında bile haberler sunulurken "ülkemizde zaten yüksek basınç etkili olduğundan radrasyon bizi etkilemeyecek" haberileri yayıldı.

Bir kaç yıl önce koca koca profesör diyip bilgi birikimine saygı duyduğumuz adamlar "Türkiye'nin kapalı havzası yok ki nükleer santal kurulsun, hem çevreyi kirletiyor hem de Türkiye'nin o kadar ağır sanayisi yok ki o kadar enerjiye ihtiyaç duyulsun" derken bugün hepsi iş, güç, mevki, makam sahibi olup iktidar yalakası olmak için nükleer santali savunur oldular.

Zaten hes gibi bir bela başımızda doğayı katledip değil doğadaki hayvanlarıi köylüleri bile köyünden ederken bir de bu nükleer santral belası çıktı başımıza.



Dün akradaşımla konuşuyorduk "acaba biz kaçında gideriz? Kesin 50 yi bulmadan kanserden geberir gideriz" diyordum. O kadar da değil diyordu. Bundan bir önceki yazımda Türkiye'nin güneş ve rüzgar alma bakımından dünyanın sayılı ülkelerinde olmasına rağmen göz boyama adı altında 1-2 göstermelik iş dışında adım atılmadığını anlatmıştım. Amaç sadece ranttı.



Lakin artık amaç tamamen insanlık dışı bir boyut aldı. Bir kaç adam rant elde edecek diye kanserden ölecek milyonlardan söz ediyorum. Bilmiyorum sonumuz nereye varacak... Ama okuduğum vakıf üniversitesinde sözde üniversite öğrencisi olan bir kaç kişiye "nükleer santral ne?" desem Starbucks'da satılan bir tür kahve zannedeceği kesin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder